468 reklam yeri

Sgk hakkında en çok sorulan sorular ve cevapları

Sigortalı ve emeklilerde sıkça rastladığımız soruları bir araya getirdik ve hala bu konularda kafası karışan nasıl öğreneceğim diye düşünenler için uzun bir soru cevap yöntemi hazırladık. 

Kulaktan dolma haberlere değil uzmanından öğrenin. işte son dönemin sgk hakkında en çok sorulan sorular cevapları…

Aşağıdaki soru ve cevaplar sizi tatmin etmediğinde yorum bölümünü kullanarak sorunuzu iletebilirsiniz.sgk soru cevap

Sosyal Güvenlik Hususunda diğer sorulan sorular aşağıdaki şekildedir.

RAPOR VE REÇETE YAZIM KURALLARI HAKKINDA

SORU:Raporlarda ICD10 kodu bulunma zorunluluğu hangi tarihte başlamıştır..?

CEVAP: 15.06.2007 tarihli ve sonra çıkan raporlarda ICD 10 kodu olmalıdır..Yoksa iade nedenidir..

SORU:Raporlarda etken madde bulunma zorunluluğu ne zaman başlamıştır?

CEVAP:13.02. 2007 tarihinden sonra çıkan raporlarda etken madde bulunma zorunluluğu vardır.

SORU: Raporda ilacın ticari ismi yazıyorsa etken maddesi aynı olmak koşulu ile hastaya muadil ilaç verilebilir mi? Yoksa mutlaka raporda yazılan ilaç mı verilmelidir?(Örneğin raporda BELOK ZOK 100MG yazıyorsa dr reçeteye PROBLOK yazdığında veya BELOK ZOK 100MG yazan reçeteye PROBLOK verildiğinde bu bir kesinti sebebi midir?) Raporda hem ilacın ticari ismi hem de etken madde varsa uygulama ne şekildedir?

CEVAP:..13.02.2007 den sonra çıkan raporlarda etken madde bulunma zorunluluğu bulunduğundan bu tarihten sonra sadece ticari isimle çıkan raporlar uygun değildir..Daha eski tarihli olup ilacın ticari ismi yazılarak çıkarılmış raporlarla sadece raporda adı geçen ticari isimli ilaç verilmeli muadil verilmemelidir..Raporda hem ilacın ticari ismi hem etken maddesi yazılı ise muadil vermekte sakınca yoktur..

SORU: Raporlara elle ilave hangi durumlar için mümkündür?Raporu çıkaran dr dışında bir dr elle ilave yapabilir mi?

CEVAP: Raporlara elle ilave sadece raporu çıkaran dr tarafından yapılmalıdır..Başka bir dr un ilavesi kabul değildir.Rapora yeni teşhis ilave edilemez.. Eksik ICD 10 kodu, eksik etken madde ilavesi, yeni doz ,kullanım süresi,tedavi şeması,eksik imza elle ilave edilebilir..İlavenin yapıldığı tarih, dr un imza ve kaşesi ile başhekimlik mührü mutlaka olmalıdır..

SORU: Hastanın sosyal güvencesi değiştiğinde eski tarihli raporu da değişmeli midir?
(Örneğin hasta bağ kurlu iken aldığı raporu SSK lı olduktan sonra da kullanabilir mi?)

CEVAP: Hastanın kimlik fotokopisi de ekte alınmak suretiyle eski raporunu kullanmasında sakınca yoktur.Ayrıca karşılanan reçete ve eki bilgilerinden hastanın o anki sigortalılık durumu sorgulanabilir olmalıdır…

SORU: Özel tıp merkezlerinde çıkarılan raporlar geçerli midir?

CEVAP: Mesul müdürü bulunan özel tıp merkezleri,özel hastaneler ve özel dal merkezlerinde SUT e ve sağlık bakanlığı rapor formatına uygun kriterlerde çıkan raporlar geçerlidir..

SORU: Eskiden emekli sandığı hastaları için çıkmış sürekli kullanım raporları hala geçerli midir?

CEVAP: 15.06.2007 den önce çıkmış , süre belirtilmemiş sürekli kullanım raporları sisteme başlangıç tarihi 15.06.2007 bitiş tarihi ise 15.06.2009 şeklinde kayıt edilerek işlenmelidir..15.06.2007 den sonra çıkan sürekli kullanım raporları geçerli değildir.(Diğer raporlar gibi 2 yıllık kabul edilir).Eğer sürekli kullanım raporunda süre belirtilmişse çıktığı tarihten itibaren o sürenin sonuna kadar geçerlidir..

SORU: Raporlarda süre ve doz belirtilmesi zorunluluğu var mıdır?Varsa bu durum hangi raporlar için geçerlidir?

CEVAP: Raporlarda doz ve süre belirtilmesi zorunluluğu yoktur..Ancak raporda doz ve süre belirtilmişse uyma zorunluluğu vardır..Doz belirtilerek çıkmış raporlarla rapordaki dozu aşan miktarda ilaç verilemez..
Antidepresan ve antipsikotikler için çıkan raporlarda süre belirtilmek zorundadır..

Ayrıca EK 2C listesine tabi raporlarda ve SUT da 12.7 de yer alan süre belirtilmesi gereken raporlarda SUT deki özel hükümler saklıdır..Sağlık bakanlığının bazı ilaçlar için belirlediği kurallara da dikkat edilmelidir.(Örneğin LEPONEX için sağlık bakanlığının tanıdığı süre 6 aydır..SUT da yazmasa bile sağlık bakanlığı kuralı olduğu için bu şekilde uygulanır.)

SORU: Toplum sağlığı merkezlerince yazılan reçeteler karşılanabilir mi?
CEVAP: Eğer hasta şehir dışında ikamet ediyorsa burada kendisine ait aile hekimi olmadığından toplum sağlığı merkezinde reçete yazdırabilir..Aynı şehirde ikamet eden ve bir aile hekimine bağlı olan kişiler toplum sağlığı merkezlerinden reçete alamazlar..Bu işlem ve işleyişin sorumluluğu Sağlık İl Müdürlüğü ne aittir..

SORU: Farklı bir ilde işyeri hekimi tarafından yazılan bir reçete hangi eczacı odasının onayı ile verilmelidir..?

CEVAP: Reçetenin karşılanacağı eczanenin bağlı olduğu eczacı odası tarafından onaylanabilir..(Örneğin ORDU da işyeri hekimi tarafından yazılan bir reçeteyi SAMSUN da bir eczane karşılayacaksa reçeteyi Samsun Eczacı Odası’na onaylatmalıdır)

SORU: Yatan hastaya raporlu olarak yazılmış reçete ayaktan tedavi reçetesiymiş gibi kayıt edilerek verilebilir mi?

CEVAP; Yatan hasta reçetesinin sisteme ayakta tedavi reçetesi olarak kayıt edilmesi uygun değildir..Yatan hasta reçeteleri raporlu dahi olsa sisteme yatan hasta olarak kayıt edilmeli ve ilaçları 5 günlük dozda verilmelidir..(01.01.2008 den sonra yatan hastaya ilaç verme prosedürü değişebilir.)

SORU: Serumlar günlük kaç ml dozda ve kaç günlük verilebilir?

CEVAP: SUT un 12.2 maddesi gereği günlük dozu prospektüsünde anlatılan kriterlere uygun olmak kaydı ile en fazla 10 günlük dozda ödenir..Reçetede günlük kullanım dozu mutlaka belirtilmelidir..

SORU: Ayaktan tedavide reçeteye dr tarafından büyük ambalajlı ilaç yazılmışsa verilebilir mi yoksa piyasadaki en küçük ambalaj mı verilmelidir?

CEVAP: Eğer ilacın büyük ambalajlı formu reçetede dr tarafından açıkça belirtilmişse raporsuz 1 kutu verilebilir..(LİPİTOR 10MG 90 TAB,DIAMICRON 100 TAB,APİKOBAL 50 TAB vb..)..Bu kural analjezik ve antienflamatuar ilaçlar dışındaki ilaçlar için geçerli olup küçük ambalaj uygulaması SUT ile belirlenmektedir.

SORU: Anlaşmalı özel merkezlerde yazılan pratisyen hekim reçeteleri hangi şartlarda karşılanabilir?

CEVAP: Aile hekimliği kapsamında anlaşmalı özel merkezlerin sadece poliklinik anlaşmaları olduğundan bu merkezlerde yazılan pratisyen hekim reçeteleri ancak ACİL POLİKLİNİK kaşesi varsa karşılanabilir..Devlet hastanelerinde yazılan pratisyen hekim reçeteleri için de aynı durum geçerlidir.

SORU: Reçetede farklı 2 dr un imza ve kaşesi olması uygun mudur?

CEVAP: 2 dr imzalı reçeteler geçerli değildir..Reçetede sadece reçeteyi yazan dr un imza ve kaşesi olmalıdır..

SORU: Yeni doğan bebek ne kadar süre ile annesinin karnesi üzerinden ilaç alabilir?

CEVAP: Sağlık karnesi ancak nüfus cüzdanı çıktıktan sonra hazırlanabildiği için ,nüfus cüzdanı hazırlama süresi (1 ay) içinde verilen ilaçlar annenin karnesi üzerinden kabul edilmektedir.

KLOPİDOGREL VERİLME İLKELERİ HAKKINDA

SORU: KLOPIDOGREL için GİS intoleransı nedeniyle çıkmış raporda teşhis ne olmalıdır?
SVH(Serebro Vasküler Hastalık) teşhisi bu raporlar için uygun mudur..?
CEVAP: KLOPİDOGREL için GİS intoleransı nedeniyle çıkacak raporlarda teşhis kalp kapak biyosentezi,tıkayıcı periferik damar hastalığı, angiografik olarak belgelenmiş KAH, İskemik serebrovasküler olay (iskemik inme) yada iskemik serebrovasküler hastalık olmalıdır..SEREBRO VASKÜLER HASTALIK teşhisi uygun değildir.

SORU: KLOPİDOGREL için çıkmış KAH veya TIKAYICI PERİFERİK ARTER HASTALIĞI teşhisli raporlarda ekte ne gibi bir belge olmalıdır..?
CEVAP:TIKAYICI PERİFERİK ARTER HASTALIĞI için çıkmış raporlar için hiçbir ek belge gerekli değildir..

15.06.2007 den önce çıkmış KAH teşhisli raporlarda ek belgeye gerek yoktur..Bu tarihten sonra çıkmış raporlarda rapor ekinde hastaya anjiografi yapılarak KAH teşhisi konulduğunu belgeleyen ilgili dal hekimi imza ve kaşeli belge olmalı ayrıca raporda hastanın GİS intoleransı olduğu açıkça belirtilmelidir..

SORU: KAH teşhisli KLOPİDOGREL raporunda hastaya anjiografi yapıldığı raporda tarih ve numara ile belirtilmişse ayrıca anjiografi belgesi istemeye gerek var mıdır..?

CEVAP: YOKTUR..

SORU: KAH teşhisli klopidogrel için çıkmış rapor ekinde alınan anjiografi belgesinde hastaya stend takıldığının da belirtilmiş olmasında bir sakınca var mıdır?Bu durumda hasta stendli KAH hastası kabul edilip ona göre mi işlem yapılmalıdır?

CEVAP: Eğer raporda GİS intoleransı olduğu belirtilmişse hasta sadece KAH hastası olarak değerlendirilip işlem yapılabilir.

Bu güne kadarki yazılarımızda, 4/a (SSK), 4/b (Bağ-Kur) ve 4/c (Emekli Sandığı) statüsünde sigortalı olanların, ilk defa sigortalı oldukları tarihe göre emeklilik koşullarını ele aldık.

Bu gün emeklilikle ilgili bazı özellikli konu başlıklarını ele alacağız.

Soru 1 – SSK mı (4/A), Bağ-Kur mu (4/B) hangisinden emekli olmak kolay?

En çok yanıtı aranan soru budur belki de. SSK’dan mı, Bağ-Kur’dan mı, hangisinde daha erken emekli olabilirim?

Genel olarak değerlendirildiğinde, 4/a yani SSK statüsünden emeklilik koşulları daha hafif.

İlk defa 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar:

İlk defa 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanların kademeli emeklilik koşulları belirlenirken SSK’da sigortalılık süresi dikkate alınırken, Bağ-Kur’da fiilen prim ödenmiş olan süreler dikkate alınıyor.

Ayrıca Bağ-Kur’da emeklilik için kadınlarda 7200, erkeklerde 9000 prim günü koşulu aranırken, SSK’da aranan prim gün sayısı 5000 gün ile 5975 gün arasında değişiyor.

Örneğin, ilk kez 1 Mart 1988 tarihinde sigortalı olan ve 1 Haziran 2002 tarihi itibariyle 3000 gün prim ödemesi olan erkek sigortalı;

· SSK statüsünden 25 yıllık sigortalılık süresi, 50 yaş ve 5375 prim günüyle emekli olabilirken,

· Bağ-Kur statüsünden emeklilik için 25 tam yıl (9000 gün) prim ödemiş ve 54 yaşını doldurmuş olması gerekecek.

Buna göre, özellikle Bağ-Kur sigortalıların sigortalılık başlangıç tarihlerini ve 1 Haziran 2002 tarihi itibariyle mevcut prim ödeme gün sayılarını göz önüne alarak, hem SSK hem de Bağ-Kur açısında emeklilik koşullarını belirleyerek emeklilik planlaması yapmasında, gerekirse de son 7 yıllık prim ödeme süresi içinde daha çok SSK statüsünden prim ödemiş olma koşulunu da sağlayacak şekilde sigortalılık statülerini değiştirmelerinde (Bağ-Kur’dan SSK’ya geçmelerinde) yarar var.

İlk defa 8 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 arasında sigortalı olanlar;

· SSK’da, 7000 prim günüyle kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurduklarında emekli olabiliyor.

· Bağ-Kur’da ise, kadınlar 58, erkekler 60 yaşını doldurduklarında, 9000 prim günüyle emekli olabiliyorlar.

Buna göre, sigorta başlangıcı 8 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 tarihleri arasında olan Bağ-Kur’luların, yaşları dolmasına rağmen prim gün sayıları yetersiz kalacaksa, SSK’ya geçerek emekli olmaları daha anlamlı.

İlk defa 1 Mayıs 2008 ve sonrasında sigortalı olanlar:

· SSK’da 7200 prim günüyle kadınlar 58, erkekler ise 60 yaşını doldurduklarında emekli olabilecekler.

· Bağ-Kur’da ise, kadınlar 58, erkekler 60 yaş ve 9000 prim günü koşullarını birlikte sağlamaları halinde emekli olabilecekler.

Ayrıca, aranan prim günleri koşullarının 31.12.2035 tarihine kadar sağlanamaması halinde, emeklilik yaşı, prim ödeme gün sayısı koşulunun 1.1.2036 tarihinden sonra yerine getirildiği tarih aralığına göre kademeli olarak artıyor.

Soru 2 : Birden fazla sigortalılık statüsünde prim ödeyenlerin emeklilik koşulları nasıl belirleniyor?

Çalışma yaşamı içerisinde, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı ya da özel banka sandıklarına prim ödemesi olanların, hangi sigortalılık statüsünden, hangi koşullarla emekli olacağı,sgkbilgileri.com özellikli konuların başında geliyor.

1 Ekim 2008’den önce sigortalı olanlara, son yedi yıllık fiili hizmet (prim ödeme) süresi içinde fiili hizmet süresi en fazla olan sigortalılık statüsünden, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun koşullarıyla sonuncu sigortalılık statüsünden emekli aylığı bağlanıyor.

Buna göre, sigortalı son yedi yıllık fiili prim ödeme süresinde iki veya üç ayrı statünde prim ödemişse, en fazla hangi statüde prim ödemişse o statüden; prim ödemeleri eşit ise son sigortalılık statüsünden emekli olacak.

Örneğin, son 7 yıllık (2520 günlük) fiili prim ödeme süresi içinde;

- 1259 gün SSK, 1261 gün Bağ-Kur statüsünden prim ödeyen kişi Bağ-Kur statüsünden,

- 720 gün Emekli Sandığı, 840 gün Bağ-Kur ve 960 gün SSK statüsünden prim ödeyen kişi SSK statüsünden,

- 1260 gün Bağ-Kur, 1260 gün SSK statüsünden prim ödeyen ve son defa SSK statüsünden prim ödemiş olan kişi SSK statüsünden,

- 720 gün Emekli Sandığı, 900 gün Bağ-Kur, 900 gün de SSK statüsünden prim ödeyen ve son defa SSK statüsünden prim ödemiş olan kişi SSK statüsünden,
emekli olacağı sigortalılık statüsünün gerektirdiği emeklilik koşullarına göre emekli olacak.

1 Ekim 2008’den sonra sigortalı olanlar, çalışma hayatı boyunca hangi statüye fazla prim ödemişse, o statüden emekli olacak.

Örneğin; 1 Ekim 2008 tarihinden sonra ilk defa sigortalı olan birinin, 4200 gün SSK, 3000 gün de Bağ-Kur statüsünde prim ödediğini varsayarsak, söz konusu kişi fazla prim ödemesi yaptığı SSK şartlarıyla emekli olabilecek.

Soru 3 : Hizmet borçlanması hangi süreler için yapılabiliyor?

Hizmet borçlanması talep edilecek haller, 5510 Sayılı Kanun 41. maddesinde düzenlenmiş olup;

· Kanunları gereği verilen ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri,

· 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olan kadının, iki defaya özgü olmak üzere doğum tarihinden sonraki iki yıllık süreyi geçmemek koşuluyla çalışmadığı süreler,

· Er veya erbaş olarak silah altında veya yedek subay okulunda geçen süreler,

· 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında olanların aldıkları ücretsiz izin süreleri,

· Sigortalı olmaksızın doktora öğreniminde veya tıpta uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğreniminde geçen süreler,

· Sigortalı olmaksızın avukatlık stajını yapanların normal stajda geçen süreleri,

· Sigortalı iken herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan bu suçtan dolayı beraat edenlerin tutuklulukta veya gözaltında geçen süreleri,

· Grev ve lokavtta geçen süreler,

· Hekimlerin fahri asistanlıkta geçen süreleri,

· Seçim kanunları gereğince görevlerinden istifa edenlerin, istifa ettikleri tarih ile seçimin yapıldığı tarihi takip eden aybaşına kadar açıkta geçirdikleri süreler,

· 25 Şubat 2011 tarihinden sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanların, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri,

· Sigortalı olmaksızın, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanuna göre yurt dışına gönderilen ve öğrenimini başarıyla tamamlayarak yurda dönenlerden yükümlü bulunduğu mecburi hizmet süresini tamamlamış olanların, yurt dışında resmi öğrenci olarak geçirmiş oldukları öğrenim süresinin 18 yaşının tamamlanmasından sonraki döneme ait olan kısmı,kendilerinin veya hak sahiplerinin talebi halinde borçlanılabiliyor.

Soru 4 : Yurtdışında çalışanlar Türkiye’de emekli olabilmek için ne yapmalı?

7.200 GÜN PRİM ÖDEYEN GURBETÇİ EV HANIMI EMEKLİ OLABİLİR

Yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın, yurtdışında çalıştıkları süreleri belgelendirerek, Türkiye’de hizmet borçlanması yapmaları halinde, ayrıca Türkiye’de emekli olabilmeleri mümkün.

Ayrıca, yurtdışında bulunmakla birlikte, hiç çalışmamış olan ev hanımları da, yurtdışında ikamet ettikleri süreleri belgelemeleri koşuluyla, Türkiye’de hizmet borçlanması yaparak emekli olabilmektedirler.

Yurtdışında yıllarca ev hanımı olarak bulunmuş ve Türkiye’de hiçbir çalışması olmayan kadın vatandaşlarımızın, 7200 gün borçlanma yapması ve 49 yaşını doldurmuş olması halinde emekli olması mümkün.

7200 gün borçlanma için ödenecek prim tutarı, 31.12.2012 tarihine kadar 72.320 TL’dir.

Soru 5 : Sigortasız çalıştırılan süreyi borçlanmak mümkün mü?

HİZMET TESPİT DAVASI 5 YIL İÇİNDE AÇILMAK ZORUNDA

Sigortasız çalışılan sürelerin borçlanılması mümkün değil. Ancak, sigortasız çalışılan sürelerin, “hizmet tespit davası” açılması ve davanın kazanılması halinde, sigortalılık süresi olarak kazanılması mümkün.

Sigortasız çalışılan sürede, kuruma işverence giriş bildirgesi verilmemişse, açılacak hizmet tespit davasında 5 yıllık zamanaşımı söz konusu. Bu durumda, işten ayrılma tarihinden itibaren 5 yıl içinde hizmet tespit davası açılması gerekiyor. İşe giriş bildirgesi verilmişse, 5 yıllık zamanaşımı söz konusu değil.

Soru 6 : Yaş büyütenler daha erken emekli olabilir mi?

Emekliliğe hak kazanma koşullarından en önemlisi yaş koşulu. Birçok kişi emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim gün sayısını tamamlamalarına rağmen, emeklilik için gerekli olan yaşta olmadıklarından emeklilik yaşını beklemek zorunda kalıyor. Emeklilikte yaş hesaplamaları yaparken bazı ilginç olaylar karşımıza çıkıyor. Örneğin daha erken askere gitmek ya da evlenebilmek gibi çeşitli nedenlerle yaşlarını büyütenler, gerçekteki yaşıtlarına göre daha erken emekli olabiliyorlar.

Kanun, “emeklilik yaşı hesaplanırken, ilk sigorta priminin yatırıldığı yani sigorta girişinin ilk yapıldığı anda nüfusa kayıtlı olan yaşı dikkate alınır” diyor.

Buna göre, sigorta girişi yaptırmadan önce, herhangi bir nedenle yaşını büyüten kişi, düzeltilmiş doğum tarihi dikkate alınarak, gerekenden daha erken emeklilik hakkını kazanabiliyor.

Sigorta başlangıcı yaptıktan sonra her ne şekilde olursa olsun yaş büyütenler için aynı durum söz konusu değil. Diğer bir ifadeyle, sigorta başlangıcı yaptıktan sonra yaşın büyütülmesi halinde, emeklilik için yine ilk sigorta girişinizin yapıldığı tarihteki doğum tarihi dikkate alınıyor.



5 Yorum Yapılmış.

  1. Harun diyor ki:

    Babam in 1997 de bagkur başlangıcı var ve 2005 te çalışan sigortasına gecti bagkuruda sigortayı da eksiksiz ödedi ve babam 1942 doğumlu ssk 4a oluyo galiba konumu 18 ay askerlik yaptı simdi acaba babamin kaç gunü ne kadar pirimi kalmıştır ve aylık su anda 440 tl ödüyor ve askerlik borçlanması ne kadardır askerlik pirimlerine af geldimi ve babam bu aftan yararlana biliyormu cevabınızı bekliyorum teşekkür ederim

  2. Mustafa özcan diyor ki:

    Merhaba bana bir konu hakkında yardımcı olur musunuz?Babam sigortadan malül emeklisi,ben üç ayda bir özürlü maaşı alıyorum,annem ise benden dolayı evde bakım parası alıyor.Memlekette arazilerimiz ve iki katlı evimiz var.Araziler ve ev babamın üzerine.Annem ve babam yaşlandılar,bacakları ağrıyor ve çalışamıyolar.Onun için memleketteki arazileri internetten veya elden satmak istiyoruz.Sattığımız zaman annemin evde bakım parası maaşı ile benim aldığım özürlü maaşı kesilir mi?Eğer arazileri ve evi satabilirsek kaç liraya satabiliriz?Annemin üzerinden mi yoksa babamın üzerinden mi satmalıyız?Diğer sorum ise biz şu anda Bursa’da oturuyoruz.Depreme dayanıksız evler yıkılıcak diyolar onun için hemen satıp başka ev almak istiyoruz.Yukarıda yazdığım gibi evi sattığımız zaman ve bir de umreye veya hacca gittiğimiz zaman annem ile benim aldığım maaş kesilir mi?Lütfen bana yardımcı olur musunuz?Cevabını gönderirseniz sevinirim.

  3. mehmet Dursun özaktürk diyor ki:

    hastanede bana sıra verilmiyor ssk ya borcun var nedeni ile ama benim borcum yok sorunu öğrenmek istiyorum

  4. erdinç turan diyor ki:

    27 haziran günü işten çıkarıldım işveren beni sgk na çıktı göstermiş 3 senedir çalışıyrdm tazminatım kaldı imza çıkış imzası falan atmadım ne yapmam gerekiyo yardımcı olursanız sevinirim…

  5. kevser diyor ki:

    7650 prim gunum var kamudan. Kac para maas alabilirim. Emekliligim dolacak 40 gun sonra



Bağlantılar